Çanakkale… İki kıtanın omuzlan üzerinde, zafer köprüleri kuran şehir. Eski çağdan, orta çağdan birçok kahramanlık destanlarını bulabileceğimiz tarihi bir yer. Çanakkale; ondördüncü yüzyıl başında, Orhan Gazi’nin kuvvetlerinin, kırkar kişilik sallarla Trakya’ya geçmesiyle Türk toprağı haline gelmeye başlamıştır.
Çanakkale’nin son tarihi bundan 101 yıl önce, 18 Mart 1915’de yazılmış ve bu tarih, daha öncekileri unutturmuştur. Artık bu tarihin üzerine yeni bir tarih yazılmayacak, eski zafer yıldızlarının yanında, bu son zafer, güneş kadar heybetli ve azametli olacaktır. Çanakkale Boğazı, bugün tarihin yolunu çizenlerin elindedir ve yarın da aynı yiğit ellerde olacaktır. Çünkü Boğaz’ın sularında kanımızın, bayrağımızın rengi vardır. Yamaçlarında dedelerimizin, babalarımızın kemikleri abideleşmiştir. Boğaz’ın sularının Ege’ye doğru yuvarlanıp giden dalgalarında, milletimizin geçmişten getirdiği şerefler, zaferler yaşar durur. Bugün Türk milleti, o geçmişle övünmekte, geleceğe 18 Mart yamacında ışıklanan Çanakkale’nin dev kahramanı Atatürk’ün gözleri ile bakmaktadır.
1914’te Birinci Dünya Savaşı başlamıştır. Birinci Dünya Savaşı dediğimiz savaş, Asya’yı, Avrupa’yı ve Afrika’yı sarmıştı. Düşman devletler; Türk’e son darbeyi vurmak için "Avrupa'nınHasta Adamı" dedikleri Osmanlı Devleti’nin mirasını paylaşmak için derhal harekete geçmeye karar vermişlerdir. İngiltere, Fransa ve Rusya İtilâf Devletleri bloğunda; Almanya, Avusturya, Macaristan, Osmanlı Devleti de İttifak Devletleri bloğunda yer almışlardır. Dünyanın tanık olduğu en görkemli direniş ve savunma mücadelesi Çanakkale’de cereyan etmiştir.
İtilâf Devletleri tasarladıkları planla, Çanakkale Boğazı’nı geçerek İmparatorluğun kalbi ve başşehri İstanbul’u zapt edeceklerini ve Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakacaklarını hesaplıyorlardı. Ancak hesaplayamadıkları bir şey vardı, Türk’ün yılmaz gücü ve manevi direnci…
18 Mart günü saat 10.30’da 4 büyük İngiliz zırhlısı ve birçok muhrip ve denizaltıdan oluşan kademeli 3 filo halinde Boğaz’ın her iki kıyısındaki mevzilerimizi dövüyordu. Tabyalarımızda ise ancak yüzelli top vardı. 6 saat 45 dakika süren top atışlarıyla düşman filosu mevzilerimizi cehenneme çevirmişti. Bataryalarımızın açtığı ateşle İngilizlerin İrresstible ve Oşin ile Fransızların Büvet zırhlısı Boğaz’ın sularına gömülüverdi. Ayrıca Fransızların Golva ve Zufren zırhlıları da ağır yara alarak saf dışı edilmişlerdi. Bu üç gemi aldıkları ağır yara sonucu karaya oturmuştur. İtilaf Donanması ağır kayıplara uğramış, böylece 18 Mart 1915’te yenilmez sanılan mağrur düşmanın kolu kanadı kırılmıştı.
Bitkin bir hayal kırıklığı içinde Amiral DöRöberk, Hamilton’a vermiş olduğu raporda bir kısım gemilerinin battığını, bir kısmının da yara aldığını belirtirken ve Çanakkale Boğazı’nın da mayınlarla kirletilmiş olduğundan “Çanakkale Geçilemez” diyerek donanmasına geri çekilme emrini verirken, batmakta olan güneş de Türk’ün Dünya tarihinde bu emsalsiz zaferini gülümser bir çehreyle müjdeliyordu. İşte böylece Türk’ün yenilmez azim ve iradesiyle Türk kahramanlığı geçilen Boğazı geçilmez yapmıştır.
18 Mart 1915’te büyük yenilgiye uğrayan düşman, bir kez de karadan şansını deneyecekti. 25 Nisan 1915 tarihinde başlayan kara harekâtı çok büyük kahramanlıklara ve destansı olaylara şahit olmuştur. Türk Milleti’nin birlik ve beraberliğinin en önemli göstergelerinden birisi haline gelmiştir. Neticesinde düşman orduları karadan da Çanakkale’yi geçmeyi başaramamışlardır.
Çanakkale Zaferi’nin Türk ve Dünya tarihindeki yeri ve önemi çok büyüktür. Bu zafer, Türk milletinin milli birlik ve beraberlik içerisinde ölümü hiçe sayarak, Çanakkale’nin geçilmesine izin vermeyeceğini dünyaya ispat etmiştir. Bu zaferi tarihe altın harflerle Mustafa Kemal Atatürk’ün dâhiyane sevk ve idaresinde, şehitlerimiz ve kahraman gazilerimiz yazdırmışlardır. İtilaf Devletleri üstün silah ve asker gücüne rağmen boğazı geçememiş ve Osmanlı Devleti’ni savaşta saf dışı bırakamamıştır.
Sonuç olarak, 1914’te başlayan Çanakkale muharebesinde düşman tüm maddi üstünlüklerine rağmen başarıya ulaşamamış, Mustafa Kemal Atatürk’ün yüksek sevk ve idare kuvveti ve O’nun yenilmez azim ve iradesi ile dünya harp tarihinde yurt savunması için örnek gösterilen Çanakkale Zaferi’ni yaratmış ve ayrıca, tüm mazlum milletlere de özgürlük ve bağımsızlık yolunda örnek ve önder olmuştur.
Erciyes Koleji Ailesi olarak bizlerde; bu emsalsiz Çanakkale Zaferimizi hafızalarımızda, gönlümüzde daima canlı tutmak ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlayabilmeyi bir borç ve vazife olarak gördük. Bu nedenle “Kuşaklar Buluşması” projemizin 3. Bölümünü Çanakkale de gerçekleştirmeyi uygun bulduk.
O halde şanlı tarihimizin bir parçası olan Çanakkale Savaşlarının gerçekleştiği mekânları ve olayları gelin hep beraber arkadaşlarımızın sunumları ile değerlendirelim.