Atölyelerimize girdiğinizde her çocuk için ayrı bir tornavida, zımpara ya da gerekli alet edevatın olmadığını görürsünüz. Bunu yapmaktaki amacımız iş birliği ve ekip halinde çalışmayı öğrenmeleri, paylaşmanın önemini kavramalarıdır. Bu anlamda da bir aidiyet ortamının gelişmesine doğrudan ve dolaylı olarak katkıda bulunuyoruz. Temelde getirdiğimiz en önemli farklılıklardan birisi de disiplinler üstü bir bakış açısıdır..jpg)
Bu önemlidir çünkü; biz bütün dersleri ayrı ayrı ele alıyoruz. Aslında bilimin, sanatın, kültürün hiçbir sınırı yok ama biz matematikte sadece sayı ve formül işi olduğunu düşünmüyoruz. Dilin matematiği veya matematiğin dili yok mudur? Şunu biliyoruz ki birçok öğrencimiz sayıda geçen kelimeleri ve bağlamı anlamadığı için matematikte çaresiz kalıyor, hayatla ilişkilendiremediği için bazı sorunlar yaşıyor. Atölyelerde yapacağımız çalışmalarda aslında bu ilişkiyi bütünleşmiş olarak görüyoruz. Atölye çalışmaları bütün derslerle doğrudan doğruya ilgili ve bağlantılıdır.
Bütünlüğü sağlamak için bütün derslerin birbiriyle nasıl bağlantılı olduğunu ifade etmeye çalışalım. Örnek vermek gerekirse Raffaello’nun eserlerinde sadece resim yapmadığına, Mimar Sinan’ın eserlerinin sadece mimari bir eser olarak okunamayacağına, Piri Reis’in sadece bir haritacı değil mühendis olduğuna, Oğuz Atay’ın aslında bir mühendisken
mükemmel bir romancı olduğu ve Steve Jobs’un işinin de sadece teknoloji olmadığına dikkati çekmek isteriz.
Bütün bunlar bize şunu öğretiyor; hayat bir bütündür ve biz çocuklarımıza bu fotoğrafı bütün olarak göstermek zorundayız. Öğretmenlerimiz dünyaya, çevresine bütüncül baktığında öğrenciler de bu bütünlüğü kavrama imkânına sahip oluyor.
Nesiller ertelemeye gelmez. Düşünmek, tasarlamak, üretmek için birbirinden farklı atölyelerimiz ile öğrencilerimizin yeteneklerini keşfediyoruz.